SERBEST KÜRSÜ > Serbest Kürsü Genel

ATATÜRK’ÜN Gizlenen Gerçek Vasiyeti

(1/1)

Sessizlik:
VATİKANIN BİLDİĞİ TÜRK HALKININ BİLMEDİĞİ

“ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİ”


ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİNDE NELER VAR?!


28.KASIM.1938 AÇILAN VASİYETE PAPA BEDİKTUS 28.KASIM 2006’DA ANIT KABİRE GELEREK GÖNDERME Mİ YAPTI?



Atatürk’ün Jandarma İstihbarat subaylarından TEŞKİLAT-I MAHSUSACI ve aynı zamanda “Türk Polis Teşkilatı”nın kurucularından Mehmet Rifat Efendi’nin en büyük mirası ATATÜRK’ÜN GİZLENEN GERÇEK VASİYETİ.

28 Kasım 1938’de yani Atatürk’ün ölümünden 18 gün sonra ikindi vakti saat 15’te Ankara 3. Sulh Hukuk TRK Mahkemesinde açılan bu vasiyetten çıkan iki tane zarf var. Biri herkes tarafından bilinen 6 maddelik vasiyet diğeri ise 50 yıl sonra açılsın diye Ankara/Ulus’taki Ziraat Bankası kasalarına anahtar uydurulur diye tedbiren kaynakla kapatılan vasiyet!..

Bir aile düşünün 12 Temmuz 1963 yılından itibaren günü geliyor diyerek bu gizli vasiyetin açıklanması için tüm ömürlerini vakfetmişler. Bunlar Alaaddin TUMLUER ve oğlu Meriç TUMLUER... İşin ilginç yanı tıpkı Atatürk’ün GENÇLİĞE HİTABESİ VE NUTUK’da şifrelediği ancak bu vasiyette üzerlerini açtığı sırlar kadar baba-oğul da bir sır küpü.

BU SIRRIN en önemli kaynakları ise Atatürk’ün sıradışı istihbarat subayı MEHMET RİFAT EFENDİ’nin oğlu SELAHADDİN Bey, oğlu ALAADDİN Bey ve torunu MERİÇ Bey.

1988 YILINDA AÇILACAK VASİYETE
KİMLER HANGİ HAKLA EL UZATTI
Alaaddin Tumluer ve oğlu Meriç Tumluer’in ATATÜRK’ÜN GİZLENEN VASİYETİ’nin AÇIKLANMASI için başlatılan çalışmaları 12 Nisan 2005 tarihindeki dilekçe ile ilk duruşma 04 Mayıs 2005 tarihiyle birlikte Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne taşınıyor ve bir dizi 7 celse duruşma gerçekleşiyor. Bu celselerde Baba-oğul Tumluerler’in başta GENEL KURMAY, MİT MÜTEŞARLARI, TÜM İSTİHBARAT BİRİMLERİ YETKİLİLERİ, CUMHURBAŞKANLARI, TBMM BAŞKANLARI, BAŞBAKANLAR, BAKANLAR, SİYASİ PARTİ LİDERLERİ, MİLLETVEKİLLERİ,İŞ ADAMLARI, neredeyse topçu ve popçuların dahi bilgilendirildiği açıklanıyor ve bizzat evraklar açılıp, okunuyor.

Özellikle Mahkemenin 12/Temmuz/2005 tarihinde görülen 3. celsesindeki; “22.01.1964 TARİHİNDE BÜTÜN tarihi belge, vesika, evrak ve eşyaların Genel Kurmay Başkanlığı HARP TARİHİ DAİRESİ (ki günümüzde ATESE/Askeri Tarih ve Stratejik Araştırmalar Merkezi olarak adlandırılıyor/Hakan Yılmaz Çebi)) Temsilcilerin 1 numaralı kasadaki değerli eşyaların ise 29.04.1964 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına, Maliye Bakanlığı yetkilileri tarafından usulüne uygun şekilde devir ve teslim edilerek kasaların içinin tamamen boşaltıldığı, kasa anahtarlarının yedekleriyle birlikte Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Merkez Şube Yetkililerine teslim edildiği Ankara Cumhuriyet Baş Savcılığı’nın 27.05.2005 tarih ve 3/9341 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.” İfadesi 50 yıl sonra bizzat Atatürk tarafından açılması için telkin edilen vasiyete kimlerin, milletin kurumlarındaki nüfuzlarını kullanarak yetkileri dışında, üstelik her fırsatta ATATÜRK İLKE VE INKILAPLARININ BEKÇİSİ OLDUKLARINI söyleyerek suç işleme cüretinde bulunduklarını belgelendiriyor.

Meriç Tumluer bu gelişmeler üzerine, “ Heyet Başkanı olan Kurmay Albay Remzi Tetik ve özel yeminli ekibinin İSTİKLAL SAVAŞI TARİHİ ile ilgili hazırlanan yazıya kaynak olabilmesi bahanesiyle teslim, tesellüm tutanakları imzalanarak alınan bu evrakların TADADİ dökümlerinin istetilmesi ve ortaya çıkarılması için dönemin İstanbul milletvekili EMİN ŞİRİN’le birlikte bir dizi çalışmaya giriyor.
DİĞER TARAFTAN MERİÇ TUMLUER, BİR TAKIM ÖZEL İSTİHBARATLARA (!) DAYANARAK BİZLERE, ATATÜRK’ÜN KUTSAL VASİYET DİYEBİLECEĞİMİZ GİZLENEN VASİYETİ İLE İLGİLİ İLK MÜTECAVİZ OLAYLARIN BİZZAT İNÖNÜ TARAFINDAN 1942 YILINDA KASALAR AÇILARAK YAPILDIĞINI DA SÖYLEDİ.


“NETEKİM PAŞA” DARBEYİ NİYE VASİYET AÇIKLANMADAN ÖNCE YAPIYOR?!

Meriç Bey, Atatürk’ün gizlenen vasiyeti ile ilgili suçladığı bir diğer isim de 1980 DARBERETÖRÜ Ahmet Kenan Evren daha doğrusu tercih ettiği ismiyle sadece KENAN EVREN.

Meriç Tumluer; EVREN’İN vasiyetle ilgisini ise şu ifadelerle açıklıyor:

“17.10.2005 tarihinde 7. Cumhurbaşkanı Sn.Ahmet Kenan Evren’e bir mektup yazarak 10.Kasım. 1988 Yüce Atatürk’ün gizlenen vasiyetinin açıklanması ile ilgili görevli olan yönetici olması açısından gizli vasiyetnameyi okuyup ESKİ TÜRKÇE’DEN YENİ TÜRKÇE’YE TERCÜME ETTİRDİĞİ HALDE hiç kimse okuyamaz ve rahatlıkla ulaşamaz mantığı ile Genel Kurmay Harp Tarihi Stratejik Ekipler Dairesi Başkanlığına bizzat saklatması üzerine, 16. Mayıs. 1990 tarihli Sabah gazetesinde yer alan haberi halen tekzip edememiş...”

Meriç Tumluer devam ediyor:

“Bu konuda ihmalinin olduğunu belirtmek için (Kenan Evren) kendisiyle bizzat karşılıklı görüşmek üzere randevu talebimi belirten 3 sayfalık bir mektup yazıp, Gizli Vasiyetin varlığı ile ilgili Aytunç ALTINDAL’ın yazısı, ATV ana haberde canlı yayında Murat BİRSEL’e bizim verdiğimiz bilgiler sonucu yaptığı röportajda YÜCE ATATÜRK’ÜN OKUYUP NOT DÜŞTÜĞÜ, DİN İLE İLGİLİ BİR KİTAPTAN BAHSETTİĞİ BİR KONUŞMAYI İÇEREN SABAH GAZETESİNDE ÇIKAN HABERİN FOTOKOPİLERİ VE KENDİSİNE HİTABEN YAZMIŞ OLAN BU MEKTUBU, MARMARİS ARMUTALAN’A APS POSTA İLE RESMİ YOLDAN MEKTUP VE FOTOKOPİ EKLERİNİ GÖNDERDİM...”

ÖZEL NOT
MERİÇ BEY, ÖZEL GÖRÜŞMEMİZDE İSE 1980 DARBESİNİN 10.KASIM. 1988 YILINDA YANİ RESMİ TARİHİNDE AÇIKLANMAMASI İÇİN BİR DİZİ OPERASYONUN ÇOK ÖNEMLİ BİR PARÇASI OLARAK YAPILDIĞINI SÖYLEDİ.

PEKİ GİZLENEN VASİYETTE
NELER VAR!

Meriç Bey’in elinde Atatürk’e ait olan Osmanlıca(eski yazı) yazıların gizli vasiyetler olduğunu öğrendim. Bu vasiyetler kendisi masonik şeytanlar tarafından zehirlenme trafiğini fark ettiğinde bizzat kendisi tarafından zaman zaman kaleme alınmış daha sonra kenarlarından KIRMIZI BİR BAL MUMUYLA MÜHÜRLETTİRİLİP KAPATILARAK, 10.Kasım.1988 tarihinde açılmak üzere Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’ndeki özel kasalara hapsetmiş.

GAZİ PAŞA GİZLENEN VASİYETİNDE AŞAĞIDA SIRALADIĞIMIZ gelecekle ilgili öngörülerde bulunurken; MİRAÇ GECELERİ BAŞTA OLMAK ÜZERE KUTSİ GECELERDE YERYÜZÜNE İNEN İLAHİ MESAJLARA VE BU MESAJLARA AÇIK ALLAH DOSTLARINA DAYANIYOR. TIPKI FATİH SULTAN MEHMET’İN YANINDAKİ AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ GİBİ...

1- TÜRKİYE PETROL DENİZİ

Vasiyetin yeni Türkçe’ye çevrilmiş bir kısım metnini gördüğümde ATATÜRK TÜRKİYE’DE YOK DENİLEN PETROL SAHALARINI DAHA O DÖNEMDEN TEK TEK ADRESLERİYLE BİRLİKTE BELİRTMİŞ. GAZİ PAŞA, DERİNDE ANCAK PEK ÖNEMLİ PETROL REZERVİ ÜLKE OLDUĞUMUZU AÇIKLAMIŞ... (Bu konuda özel bir ekiple hazırladığımız; “TÜRKİYE’DE PETROL VAR”, “PARA-PETROL SON PERDE”, “TÜRKİYE’NİN PETROL SAVAŞLARI” kitaplarımıza başvurulabilir...

ATATÜRK MEHDİ HAREKETİNİ 1988 YILINDA MI BEKLİYORDU!..

2- ATATÜRK VASİYETİNİN 50 YIL SONRA AÇILMASINI İSTERKEN, MEHDİ/BÜYÜK TÜRKİYE HAREKETİ’Nİ 1988 YILINDA BEKLEDİĞİ İÇİN Mİ VASİYETİNİN BU YILDA AÇILMASINI İSTEDİ? VASİYETTE ÜLKENİN MANEVİ BATARYALARI BOŞALMIŞTIR DİYEREK DİN VE KURTARICI HAREKET HAKKINDA PEK ÖNEMLİ BİLGİLER VERİYOR...

ATATÜRK HZ. İSA’YI
AYASOFYA’DA MI BEKLİYOR?

3- GAZİ MUSTAFA KEMAL; HZ. İSA’YI AYASOFYA’YA İNECEK OLARAK DÜŞÜNÜYOR. SON PAPANIN DA ATANIN VASİYETİNİN İLK AÇILDIĞI 28. KASIM.1938 YILINA NİSBETEN 28.KASIM.2006’DA GELMESİ DE ATATÜRK’ÜN VATİKAN TARAFINDAN BİLİNEN VASİYETİYLE İLGİLİ OLDUĞU BİLİNYOR...

TÜRKİYE DEMOKRATİK OSMANLI CUMHURİYETLER BİRLİĞİ

4- Gazi Paşa Türkiye Cumhuriye’nin ileride “TÜRKİYE DEMOKRATİK OSMANLI CUMHURİYETlLER’i” çatısı atında tüm İslam ve Türk dünyasını toplayacağını EVELALLAH öngörüyor.

VE ATATÜRK’ÜN Kürt-Türk-Pomak-Çerkez-Çeçen-Adige-Gürcü ayırımı yapmadan mirasına düşen başta Zonguldak Kömür, İş Bankası hisseleri gibi gelirleri olmak üzere tüm gelirleriyle ilgili çocukların eğitim masrafları için bıraktığı tasarrufları...

VASİYET ŞU ANDA AİHM’DE, AİHM KARARIYLI AÇIKLANMADAN EVVEL NAMUS VE ŞEREF SÖZÜYLE DEVLETİ İDARE ADINA YEMİNLİLERİN YEMİNLERİNİN SÖZDE OLMADIĞINI GÖSTERMESİNİ BEKLİYOR!..

23. KATEGORİNİN RUHU YAYILIYOR!!!

Alıntıdır:hakanyilmazcebi.com

HAKAN YILMAZ ÇEBİ
HALK BİLİMCİ

Sessizlik:
Mustafa Kemal'in gizlenen vasiyeti
Kenan Evren tarafından okunduktan sonra tekrar sandığa kapatılan Atatürk'ün vasiyetinden ipuçlarını Mehmet Şevket Eygi verdi.

Tarihimizin ünlü şahsiyetleri içinde en fazla iftiraya, haksızlığa, çarpıtmaya uğrayan kişinin Sultan Vahidüddin olduğunu iddia edenler yanılıyor. Bu kişi bence Mustafa Kemal Paşadır.

Nasıl olur demeyin. Birtakım Kemalistler, Atatürk hayranları ve perestişkârları onun ölümünden sonra, ismi dışında M. Kemal ile alâkası olmayan bir ideoloji çıkartmışlar, bir efsane/mitoloji oluşturmuşlar, onu yeni bir "Sezar dinine" âlet etmişler, onun gölgesinde ülkede Sabataycı bir saltanat ve hakimiyet kurmuşlardır.

Bunlar ülkemizde bir Atatürk kültü geliştirmişlerdir.

M.Kemal Paşa, ölümünden 50 sene sonra açılmak üzere (bir iddiaya göre) kendi el yazısıyla bir vasiyetname bırakmıştı. 1988'de bu vasiyetname, zamanın otokrat general Cumhurbaşkanı Evren Paşa tarafından açılıp okunmuş ve "Bu metnin açıklanması doğru olmaz, millet buna hazır değildir denilerek" 25 yıl daha gizli kalmasına karar verilmiştir.

Atatürk'ün "Ölümümden 50 sene sonra açılsın, icabı yerine getirilsin" dediği bir vasiyetnamede istenenleri yerine getirmemek ona ihanet değil de nedir? Böyle bir saklamaya, gizlemeye, geciktirmeye kimsenin hakkı yoktur. Hele böyle bir işi Atatürkçü geçinenler yaparsa durum daha vahimdir.

Çok ilginç bir internet sitesi var. İsmi /ataturkunvasiyetnamesi.com/ İstiklâl Marşı okunan, Mehter marşları çalınan, hamaset yapılan bir site. Bunu açar ve tedkik ederseniz çok meraklı, çok ilginç, çok şaşırtıcı konu ve sorularla karşılaşacaksınız?

M.Kemal'in vasiyetnamesi, ölümünden 72 sene geçmiş olmasına rağmen niçin açıklanamıyor? Ne gibi sakıncalar vardır? Bu açıklamayı kimler engelliyor?

Sayın Engin Ardıç Bey Atatürk hakkında çok şeyler biliyor ve bunları kısa cümle ve paragraflar halinde zaman zaman yazıyor. Her yazışında Kemalistlerin yıldırımlarını üzerine çekiyor. Buradan rica ediyorum: Lütfen himmet buyursunlar ve Atatürk'ün vasiyetnamesinin niçin açıklanamadığına dair bilgilerini, fikir ve görüşlerini Türkiye halkı ile paylaşsınlar. Bunu yaparsa kendisine minnettar ve müteşekkir kalacağız.

Hakkında irili ufaklı on binlerce kitap, risale ve makale yayınlanmasına, yurdun her yerinde milyonlarca heykeli, büstü, portresi bulunmasına, paraların ve pulların üzerinde resmi olmasına, gençliğe önder olarak kabul ettirilmeye çalışılmasına rağmen Atatürk Türkiye'nin en büyük bilinmeyenidir.

Ölümünden bu kadar zaman geçti, artık bu bilinmeyen çözülmelidir.

Atatürkçüleri (Kemalistleri) en fazla rahatsız ve tedirgin eden şey M. Kemal'in Hilâfet hakkındaki görüşleridir.

Kemal Paşa, Hilâfet'in İslâm ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir başkan ve kurum olarak canlandırılabileceğini düşünüyordu.

Zaten, 1924'de Osmanoğlu ailesinin son Halifesi Abdülmecid bin Abdülaziz Han yurt dışına sürülürken Büyük Millet Meclisi'nin çıkarttığı kanunda Hilâfetin Meclis'in hükmî şahsiyetinde mündemic olduğu belirtilmiştir.

Yani Meclis Halifeyi kovmuştur ama Hilâfeti lağv ve ilga etmemiştir.

Adnan Menderes, bir gece darbesiyle alaşağı edilmeden önce Meclis çatısı altında Demokrat Parti iktidarı grubuna şöyle demişti:

"Arkadaşlar!.. Millet size vekâlet vermiştir. İsterseniz Hilâfeti bile geri getirebilirsiniz..."

Onun bu sözü Sabataycıları deliye çevirmiş ve merhum hakkında idam kararını o gün vermişlerdir. İleride tarih bunları tafsilatlı olarak yazacaktır.

Atatürk'ün ölümü de esrarla doludur. Öldürüldüğü de iddia ediliyor.

Öldüğünde, yakın tarihimizin önemli ve ünlü bir din reisinin yanında bulunduğu iddia ediliyor. Bu din reisi, Lozan'ın ikinci kısmında Türk heyeti içinde bulunmuştur ve Cumhuriyetin mânevî mimarlarındandır.

Herkesin bildiği gibi M.Kemal Paşa'nın çok büyük malı, mülkü, parası, serveti vardı. Bu paranın bir kısmı ile bazı hayır işleri yapılması, burslar verilmesini vasiyet etmiştir. Şu hususun da açıklanması çok zordur: Atatürk, İsmet Paşa'nın çocuklarına burs verilmesini istemiştir. Niçin niçin niçin? İsmet'in öldüğünü, öldürüldüğünü mü sanıyordu?

Atatürk açıklanmayan, açıklanamayan, gizli tutulan vasiyetnamesinde birtakım akrabalarının, yakınlarının da isimlerini zikr ediyormuş, Kemalistlerin bunların bilinmesini istemiyorlarmış diye duyuyorum.

Atatürk meşhur vasiyetnamesini yazdığı (veya yazdırdığı) sırada zihni berrak mıydı? Ölüm döşeğinde iken Ankara'dan İngiltere büyükelçisini çağırmış, onunla özel bir görüşme yapmış, Elçiden çok garip bir istekte bulunmuş, Elçi isteği kabul etmemiş. Bu konular Elçinin daha sonra yayınlanan hatıralarında dile getirilmektedir.Atatürk, İngiliz elçisinden ne istemişti?

M. Kemal Paşa'nın nâşı islâmî kurallara göre yıkanmış, kefenlenmiş midir? Cenaze namazı kılınmış mıdır? Bu namazda kim imamlık yapmış, kaç cemaat bulunmuştur?

Paşanın, bugünkü râyiçle milyarlarca dolar olan şahsî serveti ne olmuştur? Bunun ne kadarı CHP'ye verilmiştir?

Bir rivayeti daha nakl edeyim: 1988'de Çankaya Köşkü'ne getirilen ve General Evren'in bürosunda bulunan vasiyetnamenin gizlice mikrofilmleri çekilmiş, bir Ortadoğu devletinin yer altındaki mahrem arşivlerine konulmuştur. Doğruysa bu işi kimler yapmıştır?

Atatürk'ün, Dönme Dilberzade ailesine verilmesini istediği para adı geçen aile tarafından niçin alınmamıştır?

İki Atatürk var. Biri gerçek Atatürk, ötekisi efsane Atatürk. Sağcı, solcu, Atatürkçü, anti-Kemalist, Müslüman, milliyetçi tarihçilerimizin artık Atatürk konusunu çok ciddî, çok objektif, çok seviyeli bir şekilde ele almaları gerekmektedir.

Vasiyetname de, en kısa zamanda bütünüyle (tekrar ediyorum bütünüyle) yayınlanmalıdır.

Bu iş Atatürkçülere terettüp eden bir vazife ve vicdan borcudur.

Hem ah Atatürk vah Atatürk, ulu önder Atatürk, yolundayız izindeyiz, bıraktığı emanetin bekçisiyiz diye bağıracaklar, hem de vasiyetini bucak bucak gizleyip saklayacaklar. Olmaz böyle iki yüzlülük!..

Kemal Paşa İzzetPaşa kabinesinde Harbiye nazırı olmak istemişti...

Sultan Vahidüddin Han'ın kerimesi ismetli Sabiha Sultan ile evlenmek, Saray'a Damat Paşa olmak istemişti. Tıpkı Enver Paşa'nın Naciye Sultan ile evlenip "Damad-ı Hazret-i Şehriyarî olması gibi...

Acaba damat olabilseydi tarih böyle mi olurdu?

06.04.2010 Mehmet Şevket Eygi

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git