"Uğruna Savaşılan Tanrılar" Yoktur
Beş duyu kaydında düşÃ¼nmekten ve bedensel dürtülerin tatmini için yaşamaktan kurtulamamış ilkel dünyalıların büyük çoğunluğu ise, binlerce yıldan beri, o öğretilerden, sevgiyi, birliği, bütünlüğü, vericiliği anlamak, o mecazlarla işaret edilen hakikati kavramak yerine, madde dünyasında elde edebileceği kazancın, bu bilgiler vasıtasıyla diğer insanların gözünde elde edebileceği ün, ünvan, mertebe gibi payelerin peşine düşmüş; TEK'liği, ÖZDE BİRLİĞİ ve bunun sonucu kendindeki "manevi güçleri" farketmek yerine, ötesinde bir tanrı(!) kabulü sebebiyle "fiziksel güç" edinmeye yönelmiş, bunun sonucu birbirlerinden ayrımdan, birbirleriyle kavgadan, mücadeleden, savaştan kurtulamamışlardır.
Cehaletin esası, ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu ve dolayısıyla kendi hakikatini bilememektir! İnsanlık tarihi boyunca yaşanan azap ve sıkıntıların tamamı yukarıdaki bir tanrı varsayımı ve Hakikatten gaflet sebebiyledir. Günümüzde dahi tüm çatışma ve savaşların temelinde bilgisizlik ve yukarıda bir tanrı kabulü yatar. Oysa...
Binlerce yıldır ve günümüzde uğruna savaşılan "tanrı"lar ve o tanrıların yolladıkları ayrı-ayrı "dinler" gerçekte asla varolmamıştır ve yoktur!
Bunlar sadece insanların kafasındaki "hayal ve vehim ürünleridir". Toplumların birbirini kırıp, cezalandırıp ta, karşılığında mükâfat alacaklarını umdukları yukarda bir tanrı yoktur ve hiç bir hakikat ehli ve öğreticinin işaret ettiği böyle bir "tanrı" değildir. Yanlış yorumların temel sebebi, yüzyıllar öncesinin şartlarında kullanılan mecaz ve benzetmelerin, hakikatin kendisi olarak zannedilmesi ve "ALLAH" ismiyle işaret edilenin mânâsının araştırılıp, orijinal tanımıyla anlaşılamamasıdır...
Gelişen bunca imkânlara rağmen, insan beyninin çalışma sisteminin tam anlamıyla keşfedilememiş olması ve içinde bulunduğumuz YAŞAM SİSTEMİNİ açıklayan "Kur'an-ı Kerim'in" işaret ettiği sırların ve "ALLAH" ismiyle işaret edilen Hakikatin anlaşılamamış olması, insanlığın en büyük kaybıdır, bizim kanaatimize göre...
İnsanlık çağdaş bilimin de işaret ettiği EVRENSEL BÜTÜNLÜĞÜ ve ÖZDE BİRLİĞİ, bunun sonucu olarak, dünyada geçirilen yaşam sürecinin, insanın kendini BİLİNÇ BOYUTUNDA tanıması ve kendindeki manevi güçleri farkedip kullanma yönünde kendini geliştirmesi için elindeki en önemli ve yegâne değeri olduğunu farkedip, kabul edinceye kadar, sıkıntı ve çatışmalardan kurtulması mümkün olmaz!.
Şimdi biz, yeni bir çağda, yeni bir anlayışla, maneviyatın - düşÃ¼nce gücünün değerinin geniş kitleler tarafından anlaşılmaya başlandığı bir sürece girmiş bulunuyoruz. Bu süreçte, dünyadaki yaşam biçimlerine yön veren ve görünen "ayrımlar" önemini hızla yitirmektedir. Yeni bir anlayışın geniş kitleler tarafından kabul edilip yerleşebilmesi için, öncesinde doğum sancılarının yaşanması da kaçınılmazdır!.. Madde ehli kendi madde değerlerini kaybetmemek için mücadelesini veriyor ve yönelimi madde dünyasına olduğundan, madde dünyasının başına gelenlerin sonucuna kendi başına gelmiş gibi katlanacaktır. Korunabilmenin çaresi maneviyata yönelebilmiş olmak ve kendindeki manevi güçleri değerlendirebilmektir...