EDEBİYAT BÖLÜMÜ > Güzel Türkçemiz
Ne Sağ Ne Sol Önce Bağımsızlık..TÜRKÇE Giderse Türkiye Gider..1..!!
(1/1)
Sessizlik:
Çünkü:
1. Bu ülkenin bütünlüğü, bu ülkenin dünya yüzündeki haysiyeti, şerefi, itibarı, dünya ülkeleri arasındaki eşitliği Türkçenin varlığına bağlıdır.
2. Atatürkçü olmanın temel şartı Türk diline, Atatürk'ün "Türk kültürü içinde çağdaşlaşmak" ana ilkesine sahip çıkmaktır.
3. Kimliğine, kültürüne, tarihine sahip çıkmak anlamına gelen milliyetçilik, dilinden, geçmişinden, töresinden kuvvet alarak bilimi ile tekniği ile ileriye yürümek demektir. Türkçeyi yok etmek gayreti içinde olup da milliyetçiyim diyen Türk milliyetçisi değil, olsa olsa İngiliz/Amerikan, yâni Anglosakson milliyetçisidir; amacı olsa olsa Türkiye Cumhuriyeti halkını Anglosaksona ilelebet köle etmektir.
4. Solcular "emperyalizm"e, yâni sömürgeciliğe karşı olduklarını söylerlerdi. En korkunç sömürgecilik "eğitim kapitülasyonları" yoluyla beyinlerin sömürgeleştirilmesidir. İktisadî, siyasî vb. sömürgeleştirme hemen arkadan gelir ve uzun vadeli yerleşme ortamını bulur. Okul ders kitapları bile İngiltere'den direkt ithal edilir oldu. Yabancı okullar Lozan'a aykırı olduğu halde yenileri açılıyor, bazıları örtünüp Türk okulu diye yutturuluyor. Kimse buna "ilericilik", "Türkiye'yi 21. yüzyıla taşımak", "Türkiye'yi dünyaya taşımak" diyerek ahlâksızca halkı uyutmaya çalışmasın. Hiçbir ileri ülke yabancı dille eğitim yoluyla ilerlemedi. Oynanan oyun Türkiye'yi hızla ancak Uganda, Filipin düzeyine taşımaktadır. Yabancı dille eğitim ve eğitim kapitülasyonlarını savunmak ve bu en büyük insanlık suçuna hizmet etmek ilericilik değil, en büyük gericiliktir; Türkiye'yi 100 yıl önceki en bâriz Batı sömürgeleri çağına, çok gerilere taşımaktadır. Türkiye, sömürgelere ümit veren, örnek olan Kurtuluş Savaşını bu günlere gelelim diye mi verdi?
5.Yabancı dille eğitim Türkiye'ye Hıristiyan misyoner okulları ile girmiştir. Yabancı dille eğitim yapan devlet veya müslüman cemaat okulları İngiliz Hıristiyan misyonerliğine taşaronluk etmiş oluyorlar. Bunu bilmeden yapmış olduklarını iddia edecekler varsa işte şimdi artık biliyorlar; şerden hayra dönmeleri zamanı gelmiştir. Bütün bu İngiliz misyoner tipi okullar derhal gerçek Türk okullarına dönüştürülmeli. İmtiyazlık taraflarını takviyeli yabancı dil dersleri vermekle koruyabilirler, ama bütün diğer dersleri Türkçe olmalıdır ki öğrenciler gerçekten bir şey öğrenebilsinler, ezbercilikten kurtulsunlar, kendine güvenle düşünebilir, sorgulayabilir duruma gelsinler.
6. Nerde görülmüş ki hoca öğrenciye öğrenmekte olduğu bir yabancı dilde meselâ derin bir fizik kavramını anlatıyor. Yahu insaf! Bâri çocuklarınıza acıyın. Çocuk, o kelime İngilizce ne demekti? Sıfat mıydı, neydi? Onu mu düşünsün, yoksa kendi ana dilinde bile anlamakta zorlanacağı derin fizik kavramını mı düşünsün? Bu yolla ne yabancı dil, ne fizik öğrenilir. Üstelik anadil de unutulur. İşte onun için hiçbir aklı başında ülkede yabancı dille eğitim yapılmaz, yaptırtılmaz. Demek ki başkalarında olmayan dehşet bir yabancı dil öğretme yöntemini Türkiye bulmuş. O halde ya Türkiyeliler dünyanın en akıllı halkı, ya da rahmetli Aziz Nesin eksik söylemiş.
7. Çeşitli dillerin, kültürlerin varoluşu bütün insanlığın zenginliğidir. Her biri korunmalı, yaşatılmalı. Ben buna 1971'den beri "Kültürel Çevrecilik" diyor, çeşitli ülkelerde anlatıyorum. Bir dili yok etmenin kestirme yolu eğitim dilini yabancı dile dönüştürmektir. Yabancı dille eğitim "kültürel soykırım"dan başka bir şey değildir. Yabancı dille eğitimi desteklemek, dolaylı ve dolaysız yollardan sağlamak yalnız o ulusa karşı değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Herkes ona göre davransın.
Öğretmenler! Atatürk size güvenmedi mi? Neredesiniz? Hangi kuvvet, hangi ücret sizi bir Türk çocuğuna ders verirken, yabancı dil dersi dışında, İngilizce konuşmaya zorlayabilir, teşvik edebilir? Derslerinizi Türkçe veriniz ki çocuklar konuyu iyi öğrensin. Onların kafasına her gün vurur gibi aşağılık duygusu, ulusal kimliksizlik aşılamayı kabul etmeyiniz.
Öğrenciler, gençler! Atatürk'ün gençliğe hitabesi işte bu günler için yazılmıştı. Siz sömürge evlâtları olmayacaksınız. Atatürk'ün ümidini boşa çıkartmayacaksınız. Yabancı dilleri de, ama önce kendi dilinizi, edebiyatınızı, tarihinizi iyi öğreneceksiniz. Bilim, matematik derslerinizi ortaokul ve lisede Türkçe anlattırınız, bu dersleri Türkçe kitaplardan çalışınız. Meseleler çözmeğe, düşünmeğe alışınız. Fen ve matematiği böylece iyi öğrenirsiniz; ezbersiz. Sonra bildiğiniz konunun İngilizce, Almanca, Rusça her ne yabancı dilse, terimlerini öğrenmek birkaç günlük işten ibaret kalacaktır.
Türkiye'nin resmi dili çoğunluğun ana dili olan Türkçedir. Türkiye'nin bölünmezliğinin, ilelebet varlığının harcı Türkçedir. Yabancı dili gerekene öğretmek yerine eğitim dilini İngilizce kılmak Türkçe yok etmek, Türkiye'yi parçalamak, Türk Dünyası'nda dil ve kültür birliğinin yeniden gelişmesini önlemek, Türk adını tarihten silmek, Türk gençlerini câhil, ezberci, acenta ve kalıp kafalı ve sömürge ruhlu etmek içindir. Tarihin en korkunç ve haince oyunlarından bu oyuna âlet olanlar iyi düşünsünler.
* Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
- Amerika Bilim ve Sanat Akademisi Üyesi, Yale Üniversitesi, A.B.B.; Yıldız Teknik Üniv., İstanbul; H. A. Yesevi Türk-Kazak Üniv ., Kazakistan/Türkistan - Mayıs 2000
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam Sizlere!
Selam sana hücrelerde benzi solan genç!
Selam sana ey yılları heba olan genç!
İstikbalim gitti diye yaslanma sakın!
İstikbalin değil,ruhun TANRI'ya yakın!
O yalancı istikbale bir perde indir!
"Gerçek yarın" unutma ki bir gün senindir!
Sessizlik:
[/align]
İngilizce Öğrenmenin Yolu
Kimse buna "görüş" falân demeğe yeltenmesin! Şimdi size uluslararası çok önemli, önemli ne demek, hayatî bir gerçeği bir kez daha söyleyeceğim:
Kişinin mesleğine göre değişen, ona göre gereken bir yabancı dili, o mesleğe yetecek tarzda öğrenmesi çok faydalıdır. Peki, böyle bir yabancı dili öğrenmenin en kestirme, en iktisadî, en doğru yolu nedir?
Kendi aklının kendisi sahibi olan, yâni Uganda, Filipinler gibi sömürgeleşmemiş tüm dünya ülkelerinde yabancı diller gece veya yaz kurslarında, görsel-işitsel dil laboratuvarlarında, okullarda ayrı yabancı dil derslerinde öğretilir, ve gayet iyi sonuç alınır.
Avrupası olsun, Asyası, Güney Amerikası olsun, yabancıların oyunlarına gelmemiş hiçbir ülkede yabancı dil öğretiyoruz diye ülkenin dilini kaldırıp atıp da okullarda çeşitli dersleri yabancı bir dilde yapmak şeklinde bir yabancı dil öğretme yöntemi yoktur. Her yerde bu yabancı dil eğitimi yerine yabancı dille eğitim bir ülkeye, bir ulusa yapılabilecek en büyük hainlik, en büyük alçaklık ve bir insanlık suçu olan "kültürel soykırım" sayılır. Dolayısıyla her bağımsız, her şerefli ülkede yabancı dille eğitim o ülkenin anayasasına aykırıdır, bu konuda hiçbir tâviz verilmez.
Türkiye'de 1954'e kadar İngilizce ile eğitim yapan hiçbir Türk okulu yoktu. Zaten bu her devirdeki anayasalarımıza, Atatürk'ün " tevhid-i tedrisat" kanununa, Lozan'a tamamiyle aykırıydı; hâlen de öyledir. Atatürk eğitim dilinin tümüyle Türkçe olması üzerinde ısrarla durmuş, eğitimin "milli eğitim" olmasının baş şartını buna bağlamıştır ( Bkz: O. Sinanoğlu, Bilim ve Teknik, Sayı 59, Ekim- 1972) Atatürk milli bir eğitim içinde yabancı dil nasıl öğretilir örnek olsun diye 1930'larda Türk Eğitim Derneği'ni kurmuş, onun özel okulu Ankara Yenişehir Lisesi'nde haftada 10 saat yabancı dil dersi konmuş (bugün takviyeli yabancı denen düzen), ama bütün dersler güzel bir Türkçe ile verilmiştir. 1954'te ne yazık ki benim bu şahane okuluma yabancı çengeli atılmış, Atatürk'ün örnek okulu İngilizce ile eğitime geçen ilk Türk okulu oluvermiştir. Birkaç yıl sonra da "Anadolu Liseleri" aldı yürüdü. Arkasından Orta-Doğu, sonra alıştıra alıştıra Boğaziçi, derken Bilkent, sonra sayısız özel okullar vb. vb.. Kimse bu gidişin tesadüfen veya cahillikten veya talepten olduğunu sanmasın. Bu 2000 yıl önce Romalıların Keltlere, 1890'da İngilizlerin zorla İrlandalılara yaptığı tarihten silme oyununun aynıdır. Tarihteki acı misaller gösteriyor ki, bir ülkede eğitim dilini yabancı dile çevirmek oyunu anaokullarına kadar indirdikten bir buçuk nesil sonra o ülkenin kendi dili kayboluyor, ana babalar kendi çocukları ile kendi dillerinden konuşamaz oluyorlar, az sonra da o ülkenin, o ulusun adı bile tarihten siliniyor. O halklar bir köle kalabalığından ibaret kalıyorlar. O ülkelerde artık asırlarca ne bir yaratıcılık, ne bir ilerleme görülebiliyor.
İşte Türkiye'ye biçilen kaftan, daha doğrusu kefen budur. Türk dili bitince (ki hızla bitiyor!) ne Türkiye Cumhuriyeti kalır, ne tarihteki on bin yıllık Türk varlığı ve adı.
Yabancı dille eğitimi Türkiye'den tümüyle silip atmak bu ülkedeki her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, her gerçek Atatürkçünün, her gerçek milliyetçinin, her gerçek solcunun, her gerçek din ve gönül ehlinin, her gerçek hümanistin, her gerçek lâik ve çağdaşın, her gerçek bilimcinin, her gerçek eğitimcinin, her şerefli basın-yayın mensubunun, her gerçek dünya vatandaşı eğiliminin, her Türk gencinin birinci davası olmalıdır. [/font]
Navigasyon
[0] Mesajlar
Tam sürüme git